K.S.S.'de seçim heyecanı
Akyazı’da 5 ocağa ateş düştü
BAYRAM PROGRAMI
MELİKŞAH EMLAK SAHİBİ YUSUF AKYILDIZ  ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTU
Bu yazı 18 Aralık 2013, Çarşamba 00:28:17 tarihinde eklendi. 555 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ADAB-I MUAŞERET-3 - Burhan SATAR

Adab-ı Muaşeret in kaynağı Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyedir. Şöyle ki; Adab-ı muaşeret: Resuli Zişan(s.a.v)'in, Sahabe-i kiram' ın, Tabi'in, Tebe'i Tabi'in ve daha sonra gelip Şer-i Şeriften zerce sapmayan, ehli sünnet alimlerinin ,söz ve yaşayışları ve onları takibe den Müslüman toplumların, devam ettirdikleri, akla ve dine muhalif olmayan örf ve adetlerdir.
ADAB-I MUAŞERET-3

Kuran-ı Kerim de, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen ayeti Kerimelere dikkat edildiğinde; iki grupta toplandığını görürüz.

Bunlardan birincisi: şahısların ayrı ayrı sorumlu olduğu emir ve yasaklardır. Bunlar, ana ve babaya iyi muamele etmek, akrabaya, fakirlere ve muhtaçlara yardımda bulunmak. İsraf ve cimrilikten uzak olmak, Uysal ve mutedil davranmak, zan ile hükmetmemek, gerçeği araştırmak, Sözüne sadık kalmak, dürüst olmak, Kibirli olmamak ve alçak gönüllü, güler yüzlü olmak, İçinde bulunduğu toplum için hayırlı bir kişi olmak Vs...

Bunlardan ikincisi ise: toplumun yapmakla yükümlü olduğu vazife ve yasaklar da; doğrudan doğruya topluma hitap eder şekilde vahyolunmuştur

.Mesela: Çocukların öldürülmemesi, haksız yere can alınmaması, Zinaya imkan ve emin hazırlanmaması ve bunun önlenmesi, Yetim ve öksüzlerin himaye edilmesi, sözleşmelere sadık kalınması, Adaletin sağlanması, ölçü ve tartıların doğru kullanılması ve benzeri içtima'i mes'eleler de daha ziyade toplumu alakadar ettiği için topluma hitap şekli ile emrolunnmuştur.

Ezcümle: Ferdin üzerine düşen vazifeleri fertten, topluma düşen vazifeler de tolumdan istenmiş, ilişkiler bu emir ve yasaklara göre ayarlanmıştır.

İşte bundan da anlaşıldığı gibi, İslam cemiyetlerinde Ahlaki ve içtima'i kuralların kaynağı Vahyi ilahidir.

Görüldüğü vechile; insanlar arasındaki ilişkileri, bizzat Allah(c.c) düzenlemiş; Hayata tatbik şekil ve şartların da, Hz.Peyğamber; diğer insanlara örnek vasıfları ile birçoğunu bizzat yaşayarak Müslümanlara öğretmiştir.

Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerimin de, Sevgili Peygamberimiz için:( Resül: size neyi verdi ise, onu alın ve neyi de yasaklamış ise ondan da vazgeçiniz.) Emriyle de, Hz. Peygamberden, söz ve hareket olarak varid olan sünnetlerine uyulması gerektiğini beyan etmiştir. Keza; Başka bir ayeti celil de( And olsun ki, Resulüllah da, sizin için, güzel bir numune-i imtisal vardır). Buyurarak: Resülüllahın bilhassa "muaşeret adap ve erkan konusunda Kur'an dan sonra uyacağımız yegane örnek olarak beyan etmiştir.

İnsanın, insan olmak haysiyetiyle bir kısım vazifeleri vardır. Bunlar nefsine karşı, ailesine karşı ve topluma karşı olmak üzere başlıca üç kısımda mütalaa olunur. Bu vazifeler de, Allah(c.c) a ait olanlarla kullara ait olanlar olmak üzere başlıca iki kısımdır.

Allah(c.c.)'a ait olanlar: Yapılması dinen mecburi olan veya tavsiye buyrulan herhangi bir hayır, bir olgunluk ,bir güzel şey demektir. Bu tarife göre de vazifeler iki kısma aynlır. Bunlardan birincisi; Dince mecburi olan vazifelerdir. Ki, bunları yapmamak herhalde Mes'uliyeti ve cezayı gerektirir. Namaz, oruç, Hac ve zekat gibi.

Diğer kısmı, dinen herhalde mecburi olmamakla beraber yapılması güzel ve sevap olan, ahlaki, ihtiyari vazifelerdir ki, bunlara riayet etmek bir meziyettir, bir olgunluk, duaya ve sevaba nailiyetdir. Yapılmaması halinde bir eksiklik olmakla beraber bir mes'uliyet ve cezayı müstelzim değildir.

Bunlar; Nafile namazlar, nafile oraçlar, sadakalar, yardımlar, insanlara karşı yapılan hoş

muameleler, nazikane davranışlar ve benzeri şeyler.

İster Allah(c.c)'a karşı olan vazifeler, ister insanlara karşı olan vazifeler İslamın ön gördüğü çerçeve içerisin de olmalıdır. Konumuz ibadetten ziyade, muaşeret adabı ile ilgili olduğu için, insanların söz ve davranış biçimleri ekseninde olacaktır. Ancak söz ve davranışlar ister ibadet olsun, ister dünyevi olsun her fiil ve sözün bir edebi olmak gerekir.

Şu halde, konumuzu, İlahi vazifeler de edep, şahsi vazifeler de edep, ailevi vazifeler de edep ve içtima'i vazifeler de edep olmak üzere fasıllara ayıracağız

ŞAHSİ VAZİFELERDE EDEP:

İnsanlar, kendi nefislerine karşı da bir kısım vazifeler ile mükelleftirler. Bu vazifelerden bir kısmı bedenlerine bir kısmı da ruhlarına aittir. başlıcalan şunlardır:

Beden terbiyesi; öyle ki: Her insan için temizliğe dikkat ederek zinde bir vücuda sahip olmak lazımdır. Bir Hadis'i Şerifte (Kuvvetli olan bir mü'min, zayıf olan bir mü'min den hayırlıdır) Buyurulmuştur.

Sıhhati muhafaza; Büyük bir nimettir. Binaenaleyh, sağlığa zararlı olan şeylerden korunmak ve lüzum gördükçe tedaviye önem vermek gerekir. Bir Hadiş-i Şerife göre: ölümden başka hiçbir hastalık yoktur ki, tedavisi mümkün olmasın. Yeter ki, ilacı bulunsun. Zararlı riyazetlerden kaçınmak lazımdır. Müslümanlıkta ruhbaniyet yoktur. Geceli ve gündüzlü, aç durmak, helal şeylerden nefsini büsbütün men ‘etmek caiz değildir.

İslamiyet’in emrettiği ibadetler riyazetler, mutedil bir halde olup, hayatın inkişafına elverişlidir. Bunların aksine olan riyazetler ise hayata tesir, tembelliği davet edeceği için caiz olmaz. Bir Hadis'i Şerifte ( Nefsin senin Metiyyen=Bineyindir. Artık ona rıfk ile muamele yap.) Buyurulmuştur.

Vücudu harap edecek şeylerden kaçmak lazımdır. Müslümanlıkta, içki haramdır. Herhangi bir uzvu, ciddi bir sebep olmadıkça kesmek haramdır. İntihar etmek de haramdır. Çünkü bunlar; Hak tealanın insana hediyesi olan bir emanete hayata suikasttır. Binaenaleyh, bu gibi haram olan şeylerden kaçmak öneli bir vazifedir. Aksi takdirde insan bir çok pişmanlıklardan, azaplardan kurtulamaz.

İradeyi kuvvetlendirmek ve metin bir iradeye sahip olmak gerekir. Faydalı şeyleri bilip yapmalı. Faydasız şeyleri de mücerret onu, bunu taklit etmek hevesi ile yapmamalıdır. İnsan bir kana'ata, bir şahsiyete sahip olmalıdır. Hakkı kabul etmeli, Haksız zararlı şeyleri de herhangi bir menfaat düşüncesi ile kabullenmeye yeltenmemelidir. Böyle bir hafiflik Müslümana yakışmaz.

Aklı, Zihni, ilim ve irfan nuru ile aydınlatmak, Kalpte, faydalı ve yüksek niye t ve duygulan uyandırma; Müslümanlıkta ilim ve marifet tahsil ederek aklı ve zihni aydınlatmak önemli bir vazifedir. İnsan akıllı bir tarzda yaşamalı. Her zaman hakkın yanında ve hakikatin peşinde olmalı. Yanlış fikirlerden, aldatıcı sözlerden yaldızlı muhakemelerden, Zararlı törelerden, batıl inançlardan, hasis duygulardan kaçınmalıdır

Sözlerimizi bir Hadis'i Şerif ve bir kibar-i Kelamla bağlayalım. Hadis'i Şerifte(İnsanı dayanacağı şey akıldır. Aklı olmayanın dini de yoktur. )Buyurulmuştur.

Edep, bir taçtır. Nur'u Hûd’a dan. Gey ol tacı ki, kurtul her beladan.

Devamı gelecek hafta ya..

BURHAN SATAR

 

 

Diğer Burhan SATAR Yazıları