TEPECİK CAMİİ VE AŞEVİ TEMEL ATMA TÖRENİ PAZAR GÜNÜ  GERÇEKLEŞİYOR
Bahçeli, MHP Sakarya teşkilatlarını kabul edecek
İLÇEMİZDE BUGÜN VEFAT EDENLER
İŞTE DOĞAYLA OYNAMANIN SONU!!!
Bu yazı 07 Ocak 2014, Salı 11:45:28 tarihinde eklendi. 751 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MEVLİD KANDİLİ - Burhan SATAR

Mevlid, Resülüllah efendimizin doğum günü ve dünyaya geldiği tarih demektir.
MEVLİD KANDİLİ

                Resullerin Serdarı bulunan Hazret-i Muhammed; Mekke-i Mükerreme’de, Rebiyülevvel ayının on ikisine rastlayan bir pazartesi günü dünyaya şerefler kazandırdı. Henüz tanyeri ağarmadan, Mekke ufuklarında doğan şems-i Muhammedi ile bütün cinas aydınlandı .Şair ne güzel söylemiş!

 ZERRE-İ NURUNDAN EYLER ARŞ-I AZIM İKTİBAS,

 MÂH-I RAHŞÂN-I SAADET DOĞDUĞU ŞEBTİR BU ŞEB.

                Rebiyülevvel ayı, Resulullah efendimizin hayatında çok mühim tecellilere zarf olmuş bulunmaktadır. Dünyaya gelişi, Medine’ye gidişi ve Âlem-i Cemale göç etmesi hep bu aya tesadüf etmektedir. Bütün tarihçiler, Resülüllah  efendimizin doğumunun Rebiyülevvel ayında olduğunu ittifakla nakletmektedirler. Bu ayın kaçıncı ve hangi günü olduğunda ihtilaf vaki olmuşsa da ekseriyetin görüşü, On ikinci pazartesi günüdür. Süleyman Çelebi Mevlid adlı kasidesinde ne güzel ifade etmiş;

                   OL REBİULEVVEL AYIN NİCESİ,

         ON İKİNCİ GİCE İSNEYN GİCESİ.

                Gün tayinindeki bu ihtilaf, doğum zamanı için değil, tarih mebdelerinin nokta-i hareket olarak ele alınmış olmasındandır. Bazı tarihçiler fil vakasını, bazısı da Kâbe’nin binasını esas   alarak gün tayininde fark göstermişlerdir.

    Resulü Ekrem; Mekke’de büyük dedesi Haşim’den, dedesi Abdülmuttalib’e intikal eden Da-rüd-tabâbia denilen evde dünyaya gelmiştir. Onun dünyaya şeref verdiği gece yeryüzünde nice harikalar vücuda gelmiştir. Kisrânın sarayının burçları yıkılmış, İran’da bin yıldan beridir yanan ateş gede sönmüş, Save gölü kurumuştur.

    O gece vuku bulan kevni hadiseleri gören Yahudi âlimleri,(İsrail oğullarından peygamberlik gitti, Yahudi âlimlerinin itibarı kalmadı) diyerek kederlenmişlerdi.

    Dedesi Abdülmuttalib, onun doğum haberini aldığı zaman son derece sevinmişti. Müstesna bir muhabbetle sevdiği oğlu Abdullah’ın genç yaşta ufülünün acısı, tulu eden bu nur topu torunla gidermiş oluyordu.

                Abdülmuttalib, bir ziyafet tertip ederek Kureyş’in ileri gelenlerini davet etti. Misafirlerine torunun doğumunu haber verip ona Muhammed ismini verdiğini açıkladı. Bu mübarek isim, AbdülMuttalib’in soyundan hiçbir kimseye konulmuş değildi. Kendisine bu ismi tercih edişinin sebebi sorulduğunda şu cevabı vermişti;

(Onu, gökte meleğin, yerde beşerin çok öveceğini umuyorum. Bu sebeple ona bu adı koyuyorum).

            Resulü Ekrem’in en meşhur ismi MUHAMMED’dir Bu mübarek ismi Kur-ân-ı Kerim dört ayrı sure de zikredilmiştir. Bundan sonra, Ahmed ismi ile şöhret olan Resülullah Efendimizin Tâhâ, Yasin, Hâdi ,Nur, Müddessir, Rahim, Reûf, Beşir, Nezir gibi birçok güzel isimleri daha vardır.

                Resülullah efendimiz, baba tarafından en asil, en yüce bir soya sahip bulunmaktadır. Neseb âlimleri Resülullah’ın babası Hazret-i Abdullah’ın soyunu Hazret-i İbrahim-e kadar çıkarmaktadırlar. 20. dedesi Adnan’a kadar neseb âlimleri ittifak etmişlerdir.

                Adnan, Hazret-i İsmail’in on iki oğlundan Nabit’in soyundan gelmiştir. Resül-i zîşan efendimiz’in Annesi Hazret-i Amine, Zühre oğulları kabilesinin reisi Veheb’in kızıdır. Onunu soyu da Resülullah efendimizin beşinci dedesi kilâb’da aynı soyda birleşmektedir.

                Peygamber efendimizin baba tarafından nenesi fatıma, onun annesi de Sahre’dir. Sahre, Tahmur’un o da Kusay oğlu Ubeyd’in Kerimesidir. Anne tarafından büyük anneleri de Berre onun annesi de Ümmü habib’tir.

                Resulül-i Zîşan efendimiz bir hadis-i şeriflarâde şöyle buyurmaktadır;

                (Ben, Âdem oğullarının (yaşadıkları) asırlarda (dededen babaya intikal ettirilerek) gönderildim. Nihayet içinde bulunduğum asra(gelmiş) oldum. (1) (Allah, İsmail’in evladı(arası)ndan Kinâneyi, Kinane oğullarından Kureyş(için)den Haşim oğullarını seçti. Beni de Haşim oğulları arasından seçti). (2)

                O dünyaya gelmezden önce Küre-i arzı küfür bulutları kaplamış, zulüm ve her çeşit dalalet hüküm sürmekte idi. Mukaddes Mekke şehrinde, putları Allah’a eş tutanlar çöreklenmişti. Kâbe’nin içi, dışı ve etrafı irili ufaklı putlarla doldurulmuştu. İman mefkûd, vicdan mecruh zulüm Memduh, edep makdûh, ırz ve namus çâk çâk olmuştu. En şerefli varlık olması geren insan, ahlaksızlığın envâını işlemide idi. Merhum Akif’in şu mısraları o manzarayı en güzel şekilde anlatır.

                SIRTLANLARI GEÇMİŞTİ BEŞER YIRTICILIKTA,

                DİŞSİZ Mİ BİR İNSAN ONU KARDEŞLERİ YERDİ..

                Evet insanoğlunun fikri meflûc idi. Ne mabudu bilen kalmış, ne mabede gelen vardı. İşte bu feci durumda kıvranan insanlık âlemi, imdadına koşacak kurtarıcıyı beklemekte idi. O halaskar; Hazret-ı Adem’in heybetini, Hazret-i Nuh’un ilmini, Hazret-ı Eyyub’un Sabrını, Hazret-i İbrahim’in teslimiyetini, Hazret-i İsmail’in itââtını, Hazret-i Yusuf’un güzelliğini, Hazret-i Musâ’nın yedi Beyza’sını, Hazret-i İsâ’nın ruhlara hayat iksiri gibi nüfuz eden nefesini kendinde toplayan ekmelü-resül olmalı idi.

                Yüce Allah’ın lütfu, beşeriyete bir defa daha erişmiş, insanlığın çilesi dolmuş ve Hazret-i Muhammed’in doğumu yaklamıştı.

                Doğumu âlemlere nur, huzur ve sürür getiren sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed’in Dünyayı şereflendirdiği gece yani Mevlid Kandili bu yıl, 12 Ocak Pazar günü akşamına tesadüf etmektedir

             Bütün din kardeşlerimizin Mübarek kandillerini candan tebrik ile bu nurlu gecenin sevgili peygamberimizin şefaat-ı uzmasına nail olmamıza, insanlık âleminin hidayetine ve dünya barışına vesile olmasını, daha nice kandillere tüm sevdiklerimizle birlikte ulaştırmasını yüce Mevla’dan niyaz ederiz.                                                                                                                     

 

Diğer Burhan SATAR Yazıları