KURTULMUŞ VE SOYLU’DAN SONRA AKŞENER’DE Mİ  AK PARTİYE ?
AK Parti İl Başkanı Kılıç Hendek İlçe Kongresi için konuştu
ÇÖPLÜK YANGINI TOPRAKLA GÖMLEKLEME YAPILARAK KAPATILDI İLÇE RAHAT NEFES ALDI
FINDIK TARLALARI TIRTIL İSTİLASI ALTINDA
Bu yazı 10 Ağustos 2016, Çarşamba 13:22:22 tarihinde eklendi. 402 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

VATANINA GÖZ DİKENİ EZ OĞLUM -

15 Temmuz darbesi bakar kör olan gözlerin açılmasına, iftira ve iddiaların gerçeğe dönüşmesine vesile oldu. Ülkemiz açısından şer olan ancak her şerden hayır doğacağının da idrakinde olmalıyız.
VATANINA GÖZ DİKENİ EZ OĞLUM

Gelinen süreci iyi takip ettiğimizde başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan  bariz bir gerçeğe dikkat çekti ve ; “ halkımız ve Allah bizi affetsin” diyerek tüm geçmişe kalem çekti ve 17/25 Aralık tarihini milat ilan etti. Hedef, FETÖ ve benzeri terör örgütü mensuplarının  devlet kadrolarına sızanların  ayıklanmasına işaret etti. İşte bugün ülkemizin birinci önceliği devletin içine sızan bu vatan hainlerinin bulunup ortaya çıkarılması ve hukuk çerçevesi içerisinde imhası ön planda…

      Erdoğan, yalnız mı  bırakılıyor ?

      Olağanüstü, vaktinden önce toplanan YAŞ toplantısında çok çok en ince ayrıntılara kadar dikkat edilmesine rağmen bir subayın  astsubay kadrosundan generalliğe yükseltilmesi  ve ertesi gün FETÖ suçlaması ile tutuklanması olayı burada bile handikaplar yaşandığının en güzel kanıtı. Bu durum hala muktedir olunmadığının en dikkat çekici işareti ile karşımıza çıkıyor.  Bu durum bende  şu kanaati oluşturdu.  FETÖ/PDY yapılanmasının dağıtılmasına karşı verdiği savaşta Cumhurbaşkanı Erdoğan yalnız bırakılıyor, adeta o bu konuya ne kadar dikkat çekiyor önemsiyorsa alt devlet kadroları konuya onun kadar vakıf değiller.

    FETÖ/PDY soruşturmasında siyasi kanadın müdahilliliği bertaraf edilmeli

   Bir kere FETÖ/PDY yapılanmasının devlet kadrolarından temizlenmesi ve imha edilmesi gerçekten isteniyorsa bu işin siyasi kanadının çökertilmesi ilk sırada yer almalı. Böylece bürokrasi üzerindeki siyasi beklentiler ve  psikolojik baskılar  bertaraf edilmiş olacağından soruşturmaların daha sağlıklı işleyeceğine inananlardanım.  Bu iş ( bu çocuğu tanırım bunlarla işi olmaz iftiradır !, bu işte bir yanlışlık vardır !, bu iş çekemeyenlerin  ithamıdır!) gibi söylemler kamuoyunda vatan hainlerinin hala bazı siyasiler tarafından korumak, kollanmakta olduğu yönünde algılanıyor. Bu geleceğimiz adına büyük handikaptır. Bunun altında hepimiz kalırız. Çünkü şu aşamada sadece TSK içerisinde ayıklanma ön planda. Peki ya diğer devlet kurumlarında en hassas görevlerde bulunan uyuyan hücreler ne olacak ?

    Aklımızı başımıza devşirelim. Soruşturmaların daha şeffaf daha hızlı ilerleyebilmesi, devlet kadrolarına sızan bu işbirlikçi vatan hainlerine acımak kimseye bir şey kazandırmayacaktır.

    Cadı avına dönüştürülmemeli

    Ancak, sürecin bir cadı avına dönüşmemesi de gerekir. Terör örgütü mensuplarının içimize soktuğu şüphe fitnesi, arkadaşı arkadaşa, komşuyu komşuya düşürür halde.  Kamuoyu, güven ve samimiyetin kalmadığı toplumlarda adaletin  sağlanacağından endişe taşıyor. Bu endişenin ortadan kaldırılması, güven ve samimiyetin tekrardan oluşturulması öncelik taşımalı.

   Masumiyet karinesine dikkat

   Kimseye önyargılı olarak bakmamalıyız. Tutuklanma bir suçluluk göstergesi değil bazen de tedbirdir. O nedenle konuşmak için vakit erken.

Hüküm giymemiş kimsenin suçlu sayılamayacağı veya suçlu olarak lanse edilemeyeceği ilkesini; yani masumiyet karinesini doğurur. Masumiyet karinesi evrensel bir yargı doktrini olup; İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nde yer almaktadır. Bu nedenle hiç kimseyi  hükümlü sıfatı ile suçlayamayız. Suçluluğu kanıtlanamayan  her kişi yine başımızın tacıdır, dostumuzdur, arkadaşımızdır. Makam ve mevkisi ne olursa olsun suçluluğu kanıtlanamayan kişi kamusal haklardan da mahrum edilemez. Yine aynı makamın sahibi olması kadar doğal bir şey olamaz.

    Ceza kanununda suç kişiseldir

   Yaşananları yorumlarken karalamaktan, suçlamaktan, iddia ve ithamdan uzak durmalıyız. Süreç devam ediyor. Görevden el çektirilenler, gözaltına alınan, tutuklanan her bireyin de hukuki haklarına saygı göstermeliyiz. Unutmayalım ki ceza kanununda suç kişiseldir ve her kişi işlediği suçtan kendisi yargılanır. Kişinin üzerinden ailesi, yakınları suçlanamaz. Bu ilkeyi gözden kaçırmayalım.

   Dağ fare doğurmasın

    Hülasa, ülkemizin geleceğinin yeniden şekillendiği günümüzde OHAL ilan edildi. Darbe teşebbüsüne karşı koyanlar yakalarında parti rozetleri ile çıkmadılar. İşgalcilerde  silahların namlularını belli kişilere doğrultmadılar. Hedefleri Türkiye’nin işgaliydi. Yaşlısına gencine, kadınına erkeğine hedef ayırmaksızın  ateş etmekten imtina etmediler. Kan içici vampirler 245 ocağa şehit acısı düşürdüler. İlerleyen süreçte de meydanları dolduranların yüreklerindeki tek derdi milli irade ve demokrasi aşkıydı. Bu aşk karşılıksız kalmamalı ve süreç eskilerin deyimi ile ( dağ fare doğurmamalı)

   Mutlu ve müreffeh yarınlarda buluşmak dileğiyle…

   

Diğer Yazıları