K.S.S.'de seçim heyecanı
Akyazı’da 5 ocağa ateş düştü
BAYRAM PROGRAMI
MELİKŞAH EMLAK SAHİBİ YUSUF AKYILDIZ  ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTU
Bu yazı 23 Kasım 2016, Çarşamba 14:11:51 tarihinde eklendi. 175 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR -

Yasa önergesini kumpas mağduru Yusuf İnci’ye bağlamak insafa da izana da sığmıyor
    MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR

     Sakarya nere yazar Saygı Öztürk nere?

     FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz’da giriştiği başarısız darbe girişiminin ardından yapılan gözaltılar ve terör örgütü mensuplarının  ki bunların arasında profesörlerden generallere, hakiminden savcısına,  öğretmenden sanayici işadamlarına, milletvekilinden  siyasetçisine, belediye başkanlarından gazetecilere, daire müdürlerinden valilere   kadar  bir çok insana reva görülen alçaklıkları, kalleşlikleri, kumpasları  bizler ancak yapılan itiraflar sonrasında öğrenmiş bulunuyoruz.

    Fetö örgütü mensuplarının devlet kurumları içerisinde  örgütsel yapıları hala çözülebilmiş değil, yaşayan her şeyi görür bakalım daha neler çıkacak ancak biz elimizdeki veriler ışığı altında yaşananları yorumlayacak olursak Sakarya yerelinde karşımıza çıkan ilk olay 4 dönem Hendek Belediye başkanlığı yapmasının ardından 25 dönem milletvekili adayı olması münasebeti ile üzerine oynanan siyasi entrikalar ve Sakarya AKP içerisindeki parti içi muhalefetin çabalarını göz ardı etmeyelim. Yazar Öztürk’e bu haberi ne amaçla servis edildiği gerçeğini de uzak tutmayalım.

     Suç, anayasamıza göre kişiyi bağlar, yakınlarını değil

     7 Haziran seçimleri  AKP için hüsran olmuş, süreç sonunda hükümet kurulamamış ve nihayetinde 1 Kasım 2014 tarihinde seçimlerin yenilenmesi yönünde karar alınmıştı. 7 Haziran seçimlerinde milletvekili olan ancak aradan geçen 5 aylık süre sonrasında milletvekili aday adayı dahi olamayan Ali İnci’ye kardeşi üzerinden atılan iddia ve ithamlar sonrasında sessizliğini daha fazla sürdüremeyen İnci, “kardeşimde olsa affetmem, kanun ve yasalar çerçevesinde herkes yaptığının hesabını vermelidir” diyerek olaya son noktayı koymuştu.

    Önden gidersen tokatı  başına , arkada kalırsan tekmeyi kıçına yersin

      Başkan İnci, öğretmenliği döneminde ülkeye şampiyonluklar ve şampiyonlar kazandıran bir eğitimci idi. Bugün sadece Sakarya geneline baktığımızda mevcut beden eğitimi öğretmenlerinin yaklaşık % 70’ine yakını onun yetiştirip bu ülkeye kazandırdığı değerler olarak karşımızda duruyor. Belediye başkanlığı dönemini ise başta sağlığı  olmak üzere ailesinden sakındığı zamanı sadece sorumlu olduğu ilçe halkına hizmetle geçiren bu anlamda herkesin kabul ettiği şekliyle kendisine hizmete adamış bir kişi. Fetö’nün bir suç örgütü kapsamına alınmasının ve Cumhurbaşkanı Recep tayyip Erdoğan’ın da bu örgütle acımasız bir şekilde mücadeleye girmesinin hemen ardından  belediyelerde bir sessizlik hakim, daha da ilginci gelişmelere rağmen Fetö’cüler ile dirsek temasını sürdüren Sakarya’daki Ak partinin anlı şanlı siyasetçileri meydanlarda iken  İnci, süreç içerisinde 17-25 Aralık sonrasında gerçek yüzü ortaya çıkan Fetö örgütünün  finans kaynaklarının ilçede ticaret yapmasını yasakladı, yardımlarını askıya aldı ve aleni olarak kendileri ile savaşacağını, Hendek’te Fetö’cülere yaşam hakkı tanımayacağını  açıkça ilan etti. Bu ilan ediş bir anlamda Fetö temsilcileri tarafından İnci, hedef tahtasına oturtulmuş oldu.  Fetö örgütü durur mu tabi ki durmadı ve şahsı üzerinden bir şey bulamayınca ortağı bulunduğu şirketler ve kardeşleri üzerinden gerek yerel bazda gerekse ulusal bazda  saldırılara maruz kaldı. Öyle bir duruma getirildi ki konuşsa suç oldu konuşmasa suç oldu. Fetö örgütünün yanı sıra siyasi rakipleri tarafından da saldırıya maruz kalan İnci, adeta günah keçisi ilan edildi.

    Fetö’cü enişte ya Hendek’e gelseydi

    15 Temmuz başarısız darbe girişimi öncesinde Sakarya siyasetinde söz sahibi birilerinin eniştelerini görev yaptığı üniversiteden Hendek ilçesine tayini konusunda üstün gayret sarf edenleri ve süreç içerisinde bahse konu olan kişinin Fetö’cü olduğu gerekçesi ile meslekten ihraç edildiği gerçeğini, bu duruma hiç sesini çıkartmayanları, diğer yandan kardeşinin genelkurmay başkanının kafasına silah doğrultup darbe girişiminin başarıya ulaşması için mücadele eden paşaların yaptıklarını nereye koyacağız ? Bir tarafta alel acele yangından mal kaçırırcasına, hukukçuların ifadelerine göre  tecavüzü meşrulaştırmaya matuf  hazırlanıp  komisyondan geçirilen yasa önergesi, diğer yandan Yunan’lıların bile yapmadığı ülkenin bekasını ilgilendiren vatan hainlerinin meclisi mebusanı bombalamaları ve  vatan evlatlarının üzerine kurşun yağdırmalarını nereye koyacağız?

    Günümüzde her şey algı üzerinden yürüyor

     O dönemde basına yansıyan haberlerle karalandı iddia ve ithamların hedefi haline geldi. Türk aile yapısı hele hele bölgemiz  muhafazakar bir yapıya sahip bunu  iyi bilen Fetö mensuplarının o gün gündeme koydukları plan çokta güzel işledi ve nihayetinde İnci’nin 1 Kasım seçimlerinde milletvekili olması bir şekilde önlendi. O günlerde oluşturulan bu saldırılara inanan bir çok insan olayın önünü arkasını sorgulamadı ve sadece yapılan menfi haberlerin etkisinde kalarak İnci’ye karşı kamuoyu oluşturuldu. Parti içi muhalefetin bu zaferine muhalefet de destek verince İnci’nin yıpranması daha da kolaylaştı.

     Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu

     Bugün Fetö örgütü mensuplarının ikrarları, itirafları ve  sonrası gerçekler bir bir ortaya çıkıyor. Soruşturmayı yürüten bayan savcının Fetö mensubu gerekçesi ile görevden uzaklaştırılması, aynı oyunda rol alan güvenlik güçleri mensuplarının da meslekten ihraç edildikleri haberlerini okuyoruz. Deliller ışığında incelediğimizde başkan İnci’nin kardeşinin üzerinden nasıl bir tezgahın, kumpasın  içinde olduğu daha net görülüyor.

    Soruşturmayı yürüten savcı Fetö’cü

   Gelelim   Sözcü gazetesi yazarı  Saygı Öztürk’ün köşe yazısına.  Öyle konulara parmak basmış ki sanırsınız Pamukova ilçesinde ikamet ediyor ve olaylara bizzat vakıf. Peki şimdi bu size inandırıcı geliyor mu? Bana göre bunu dile getirenler bile söylediklerine inanmıyorlar… Yazıda öyle detaylar işleniyor ki son AKP komisyonu tarafından alınan karar neticesinde kamuoyu ve muhalefet yetkililerince  tecavüzcülere af olarak nitelendirilen  bu önergenin başkan İnci’nin kardeşinin kurtarılması amacıyla hazırlandı denilerek; “ bugün bu af yasası ile kimleri kurtardığınızı biliyor musunuz?”  sözleri ile biten bir yazı kaleme almış.  Yazı içeriğinde de İnci’nin 1 Kasım seçimlerinde milletvekili aday adayı dahi olamamasını bu olaya bağlamış.

     Önergenin fikir babası Bursa milletvekili Özcan Purçu

    Oysa bu yasa önergesinin fikir babası Bursa CHP milletvekili Özcan Purçu ve Türkiye Romanlar Konfederasyonu genel başkanı Ahmet Çokyaşar’dır. İyi niyetle bizzat Cumhurbaşkanından çözülmesi noktasında destek istenmiştir.  Yasa önergesinin ise mecliste tartışılmadan sadece ben yaptım oldu mantığı ile gerek komisyonda gerekse mecliste oy çokluğunun olmasını kendisi için yeterli olarak gören AKP’nin bu tavrı kamuoyunda muhalefetinde  haklı olarak büyük desteği ve kamuoyu oluşturması ile tepki çekti ve olaya müdahil olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri ile  nihayetinde yasa teklifi komisyona geri çekildi. Muhalefetinde görüşlerinin alınarak  var olduğu iddia edilen mağduriyetlerin giderilmesi yönünde çalışılması kararı alındı. Keşke bu karar daha önce alınmış olsaydı kamuoyu da böyle ucube bir yasa önergesi ile meşgul edilmemiş olsaydı.

Yüzlerce Fetö’cülerin yurt dışına firarları önlenemezken

 Kumpas mağduru Yusuf İnci’nin kaçışı nedir ki?

    Dönelim yazar Saygı Öztürk’ün “ bu yasa tasarısı Ali İnci’nin kardeşini kurtarmak için yapıldı!” Milletvekillerinin dokunulmazlık zırhı var sözleri ile “Kardeş Yusuf İnci’yi vekil Ali İnci kaçırdı!”  iddia ve imasında bulunmasıyla algı yaratma peşinde olabilir mi?  Unutmayalım ki bu ülke uçurumun kenarından Türk halkının inayeti ile kurtuldu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından aranan çok sayıda kilit konumunda olan kişilerin yurt dışına kaçtığı haberlerini okuyoruz. Konunun öneminin daha iyi anlaşılabilmesi adına kaçanların  VATAN HAİNİ olduklarını unutmayalım. Nasıl kaçtılar, kimler kaçırdı? Ülkenin bir numaralı sorunu 15 Temmuz darbe girişimi sonrası uçurumun kenarından döndüğü günümüzde bunlar neden sorgulanmaz anlamak mümkün değil.

    Sen neymişsin be Yusuf İnci ? Kumpas mağduru  Yusuf İnci  ülkenin gündemine oturdu. Meğer yasa önergesi onun için verilmiş!!!

    Buradan sakın şu anlam çıkartılmasın. Ne tecavüzcüyü koruyorum ne de Fetö’cü vatan hainlerini… Ancak Türkiye’de 80 milyon insan yaşıyor. Çıkartılmak istenen bir yasa önergesini getirip Ali İnci’nin kardeşine bağlamak insafa da izana da sığmaz. Bu iddia ve ithamlara da hiç kimse inanmaz.  Sorarım size. Bu yasa tasarısının Yusuf İnci’yi kurtarmak adına çıkartıldığını iddia etmek insanların aklıyla alay etmekten bir farkı var mı?

   Sözlerimi bir fıkra ile sonlandırayım.

  Deliler tımarhanesinde kalmakta olan delileri  test eden doktor bir tabak içerisine 3-5 siyah zeytin ile birlikte 2-3 tane de hamam böceği koyar onları imtihana tabi tutar. Tabak etrafında teste tabi olan delinin biri çıkar ve siyah zeytinleri yemeye başlar. Doktor pür dikkat delileri takip etmektedir. Diğer bir deli ise  hamam böceklerini  göstererek  der ki; “arkadaşlar biz önce hareket eden zeytinleri yiyelim, kaçmasınlar !!!

    Demem o ki önce biz içimizdeki vatan hainlerini, onları koruyup kollayanları bertaraf etsek, adalet karşısına çıkarsak , akabinden  mağdurlar olduğu gerçeğinden hareket ile yasa tasarısı üzerinde  iktidar ve muhalefetin ortak girişimi ile toplumun da kabul edeceği, rıza göstereceği bir metin ile  yasa tasarısını meclis onayına sunmak daha iyi olmaz mı?  AHMET ÇİLECİ-HENDEK

Diğer Yazıları