Hendek’te ağaçlar budanıyor
VALİ BALKANLIOĞLU 2.OSB'DE
Püsküllü'nün personel buluşmaları devam ediyor
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Bu yazı 14 Mart 2017, Salı 09:05:44 tarihinde eklendi. 172 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

*YALANLAR VE DUYGULAR* - Doktor Baran

• Yanlış anlayanlar tarafından söylenen bir doğrudan daha kötü hiç bir yalan yoktur. - William James
*YALANLAR VE DUYGULAR*

   -Ne her şey bizi duygulandırır, ne de her zaman duygularla hareket ederiz. Duygular gelir ve geçer, bir an bir duyguyu hissederiz ve sonra bir bakarız yerine başka bir duygu gelip yerleşmiş. Bazı insanlar başkalarına kıyasla daha duygusal olabilir, bu da birçok rahatsızlığa yol açabiliyor. Bazı zamanlarda yaşanılan olaylara herkes farklı tepkiler verir, öyle olmasaydı herkes yüksekten korkar, herkes dışarı çıkmaktan korkar, herkes yalan söyler ve daha birçok örnek verebilirim. Mesela aniden kurtulduğumuz bir kaza bizde korkuyu tetikler,  zaman zaman birçoğumuz aynı duyguları paylaşabiliriz de, örneğin bir sandalye kırılsa yere düşsek birçoğumuz aynı tepkiyi verebiliriz, ancak hiç olmasını istemediğimiz duygusal tepkileri neden verdiğimiz ise ayrı bir durum.

Temel duygularımıza bakalım;

Boyun eğme,

 sevgi,

iyimserlik,

hayal kırıklığı,

saldırganlık,

pişmanlık,

korkuyla karışık saygı

üzüntü,

neşe,

kabul,

önsezi,

öfke,

tiksinme,

şaşırma,

küçümseme, olarak kısaca ifade edebilirim.

-Mesela, sözlü sözsüz ifadeler çeliştiğinde sözsüz mesajlara güven duyarız.

-Engellendiğimizde ise, çatışma başlatırız yalan söyleyebilir, öfkelenebiliriz.

-Kaygılandığımızda, üzüntü, sıkıntı,korku,başarısızlık duygusu,yargılanma,belirsizlik, acizlik, neredeyse hepsini aynı anda yaşar tanımlayamayız..

-Kaygı belirtilerinden daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, fakat duygu durumlarımıza göre de kaygılar değişiyor.

*Yoğun kaygı anında;

*terleme

*nefes darlığı

*nefes düzensizliği, kesik nefesler

*çarpıntı,

*ani öfke,

*bel, sırt ağrısı,

*mide ağrısı (ishal ya da kabızlık)

*el ayaklarda soğukluk,

*baş ağrıları,

*yorgunluk,

*boyun kaslarında gerginlik,

Bu sebeplerle birçoğumuz gece yarıları hastanelere gidebiliyor. Teşhis koyulana kadar ciddi bir süreç yaşanıyor elbette bu çok zorlayıcı bir durum.

 

Neden kaygı duyarız peki;

 Var olan desteğin bizden çekilmesi,

Olumsuz negatif sonuç beklemek,

Belirsizlik,

İç çelişki durumlarında daha çok kaygı yaşarız.

Bazen kaygılarımız ile bilinçsiz olarak başa çıkabiliriz, bu kısa süreli de olsa bizi rahatlatır. Nasıl yaparız diyecek olursanız;

*mantığa bürünürüz tabi,

*karşı tepki hazırlarız,

*yansıtma yaparız,

*özdeşleştirme,

*Ve yer değiştirme,

*yüceltme,

*soyut kavramlar oluşturma,

*telafi(ödünlenme)

*inkar,  bunlar zaman zaman işe yarayabiliyor.

-Duygularımız zaman zaman harika işler başarmamıza neden olur, kendimiz için en iyiyi keşfedebilir ve harekete geçebiliriz.  Aynı zamanda da bizi oldukça zor anlarda da bırakabilir bu duygular, bazen bu zarar doğru bir duyguyu yanlış bir yoğunlukta yaşıyor veya gösteriyor olabiliriz.

Kaygımızın haklı nedeni de olsa aşırı tepki verdiğimiz gerçeği ise değişmez. Peki neden uygun olmayan durumlar tetiklenir? Biri sıramızı gözümüzün içine baka baka alırsa mesela ne yaparsınız?, bu tetikleme karşısındaki tepkilerinizi görür gibiyim. Peki tam tersini yapabilirmiyiz sıramız kapıldığında hiç sinirlerimiz bozulmadan durabilir miyiz acaba?

Peki, bir yalancının arkasındaki maskeyi görme şansımız var mı?

Bu elbette çok zor olabiliyor. Mikro ifadeleri iyi okumak ve anlamak gerekiyor, ya da hislerinize güvenmek, ama size bir ek bilgi vermek isterim,  pek çok insan görüşme esnasında ortaya çıkan sözler, tonlamalar, el kol hareketleri ile dikkat çekme yarışındadır, bizde onu izlerken mikro ifadelerini göremeyiz sebebi ise sonra ne cevap vereceğimizi düşünmemizdir. İnsanlar yalan söylediğinde en sık rastladığımız durum, korku, suçluluk ve enteresan bir şekilde memnuniyettir. Buna rağmen tüm yalan söyleyen kişiler yakalanma korkusu taşımaz.

Doğrusu, kişi kendinin yargılandığını biliyorsa, değerlendirme yapan kişi onun yalan söylerken yakalanma korkusunu arttırabilir. Ama diğer yandan değerlendirme yapan kişi, doğru söyleyen kişinin kendisine inanılmama korkusunu azaltabilir. Mikro ifadeler göz açıp kapayıncaya kadar kısa zamanda gerçekleşir, bunu anlamamız için vereceğimiz cevapları önceden hazırlamak yerine iyi bir dinleyici olmayı deneyebiliriz.

Birçok insan çaresiz kalıp yalana başvurabiliyor, korkusunun içinden geçmesi için zamana ihtiyaç duyabiliyor. Zamanında suçlanarak ya da baskı altında büyüyen kişi mutlaka yalana meyillidir. Bazı insanlarda korkunun içinden hızlıca geçercesine dürüst olmak ve yine suçlanmamak vardır, ve bunu kontrolsüzce davranışlarına yansıtır.

**Özellikle çocuklarımız ile iletişimde önceliğimiz dinlemek olmalı, anlamaya çalışmak, bizler o kadar çok yoğunuz ki akşam eve gelince çocuklarımız ile geçireceğimiz kısa sürede tek yapabildiğimiz onlara ders yap komutu vermek, yemek komutu vermek, yani sürekli farkında olmadan komut vermektir.

Komutları verirken aynı zamanda onları dinlemeyiz üzerine bir de suçlarız’’ bana sakın yalan söyleme’’ ve harika!! - Çocuklar önce yalan söylemeyi öğrenir. Durun lütfen sadece durun ve dinleyin soru sorun anlamaya çalışın ona değer verdiğinizi gösterin bu onun dürüst olması için en azından bir adım olacaktır.

 

Bazen durun ve sadece kalbinizi dinlemeye çalışın, nefes alın..ve en önemlisi içinizdeki çocuğu sevmeyi deneyin en azından onu dinlemeyi deneyin,

Tasavvufta AN’-lamak akıllanmak anlamına gelir, kişi ne kadar AN’daysa o kadar hakikattetir.

 

Sevgimle.

Fatos Baran SOLMAZ

drfatosbaran@gmail.com

Diğer Doktor Baran Yazıları