Hendek’te ağaçlar budanıyor
VALİ BALKANLIOĞLU 2.OSB'DE
Püsküllü'nün personel buluşmaları devam ediyor
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Bu yazı 27 Mart 2017, Pazartesi 10:56:16 tarihinde eklendi. 166 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

‘’BEN KENDİMİ HERKESTEN İYİ TANIRIM’’ - Doktor Baran

‘’ Nerede okursanız okuyun, ya da kim söylerse söylesin hatta ben söylemiş olsam bile, sizin kendi mantığınız ve sağduyunuz ile örtüşmüyorsa hiçbir şeye inanmayın. BUDDHA
‘’BEN  KENDİMİ HERKESTEN İYİ TANIRIM’’

-Bazı insanlar neden iyileşemez hiç düşündünüz mü?. bazı şeylerin doğru veya gerçek olduğunun zihin tarafından kabul edilmesi inancı, çoğu zaman ruhsal ve duygusal bir kesinlik hissiyle desteklenmelidir.. Merkezi sinir sistemimiz beynimize genellikle bilgi maddeleri olarak geçen kimyasalları vücudun her tarafına yollar. şu dönemlerde merkezi sinir sisteminin  vücudun savunma mekanizmalarını kontrol ettiği netleşmiş olup buna göre, her düşünce, duygu ve , inancın nöro kimyasal  bir sonuç olduğu kanıtlanmıştır. Açmak gerekirse tüm düşünce, duygu ve bunlara olan inancımız biz neye inanırsak bize onu yaşatabilir.

-Diyelim ki bir araba kazası geçirdiniz, kaza sonrasında kendinizi adrenalin boşaltımı sebebi ile titreyerek bulabilirsiniz. Tehlike geçince bedenin alıcılarına her şey yolunda mesajı yollar ve sakinleşirsiniz.  Bu bilgi düşüncelerden fizyolojiye olan aktarımın en kolay örneği olabilir..

*Peki inançlarımız nasıl değişir?

Bilinçli zihnin tam olarak algıladığı şey, bilinçaltımızın inançları değildir. Bilinçli zihnin, zihnin sadece % 12 si olarak tahmin edilir..

Bilinçaltı ‘ zihin ’ bilgisayarın sabit sürücüsü gibidir. Bütün anılarımızı, alışkanlıklarımızı, inançlarımızı, her şeyimizi kapsar. Bir inancımızın olumsuz olduğunu fark ettiğimizde bu demektir ki zihnimizin % 12 sinin geri kalan % 88 ini değiştirmek istediği anlamına da gelir. Bir davranışımızı değiştirmeye kalktığımızda önce bilinçli zihinde şekillenir , fakat  bu karar var olan inançlarımız ile çakışır. Normalde beyin bilgisayar gibidir programlanmaya açıktır, her gün her saniye kendiliğinden oluşan duygu ve düşünceleri  programlayabilir.

 -Fakat sorun olan bedenin kendine ait zekası olduğu kanıtıdır-

 

*Zihni olumlu değişimlere açabilmek.

Örneğin terapistlerin danışanlarının inanç sistemlerini hemen değiştiremiyor olma sebebi, bilinç altına doğrudan ulaşamıyor olmalarıdır.

Bilinçaltına ulaşmak başlı başına büyük değişimler yaratır.

-Her zaman kendinize ne olursa olsun şunu söyleyin lütfen!

-Her şey yolunda, her şey benim için en hayırlı şekilde sonuçlanacak, bu durumlardan sadece iyilik gelecek.

                                                                      ‘’ ben Güvendeyim’’

 

-Bizler çalışmalarımızda çeşitli iyileştirme yöntemlerini birleştirmeyi öğreniyoruz, bunun ciddi anlamda güçlü olduğuna inandık. Zihin ve beden onaylatılması, tıbbi yöntemler ve sezgi ile iyileşmek son 30 yılda büyük başarılara imza atılmıştır.

*Araştırmalar gösterdi ki, korkunun, öfkenin, üzüntünün, sevincin, bedende ciddi etkileri vardır.

Bizler öfkenin kasları kasarak ve kan damarlarını daraltarak yüksek tansiyona ve kan dolaşımındaki dirence yol açtığını biliyoruz. Örneğin bir çalışma sonucunda:  kalp krizleri ve diğer kalp sorunları kalpteki, tüm sevinci yok etmekten kalbi katılaştırmaktan ve sevinçten yoksunluktan kaynaklandığı belirtilmiştir..

Sezgisel algılarımız biraz daha farkında olmalıyız diye düşünüyorum.

Örneğin;

* kendi duygularımızın ve hayatımızdaki diğer kişilerin duygularının farkında olarak, korku, kaygı, öfke, üzüntü ile gelen uyaranlara dikkat edebiliriz.

*başımızda dönen bu hislere hangi düşüncelerin eşlik ettiğini fark edebiliriz.

*üzüntü ve sıkıntılı durumları anlayabilmek onların bedenimizin neresinde olduğunu anlayabilir hissedebiliriz.

*o belirtilerin altında yatan sezgi, duygu, düşünce kalıbını hissetmek çözmek kısmen de olsa bize gelen hastalık köklenmeden beslenmesini durdurabiliriz

 

Yaşam tarzımızı tekrar gözden geçirmeli, beden sağlığı sorunlarımızı tekrar düşünmeli, ve kendimize sorular sorabilmeli bundan kaçmamalıyız.

Birkaç tane ben örnek verebilirim;

·         Büyürken size kötü davranıldı mı?

·         Kendi duygularınız ile karşınızdaki kişinin duyguları arasında kolay geçiş yapar mısınız?

·         Mevsim değişimlerinde sağlık sorunlarınız büyür mü?

·         Biri acı çekiyorsa ona yardım etmeniz gerektiğini sıkça düşünür müsünüz?

·         Almak mı vermek midir?

·         Değişimler sizi gergin sinirli yapar mı?

·         Sedef hastalığı, egzemanız var mı?

·         Kemik erimeniz var mı?

·         Kas ağrılarınız kas yırtılmalarınız var mı?

·         Omurga sorunlarınız var mı?

·         Siz sorunlarda herkesin geldiği taraf mısınız?

·         Tartışma sonrasında ilişkileri yıkar mısınız?

 

Daha çok fazla örnekler verebilirim. Bunları bir çok terapist arkadaşımda bilir ve paylaşır eminim.

 

*ONAYLANMA İSTEĞİ*

Tamamen başkalarının isteklerini düzenlemek için çabalayanlar sindirim bozuklukları, kilo problemi, ve bağımlılık problemleri yaşarlar. Onaylanma ihtiyacı korkuların ve güvensizliğin göstergesidir.bu alanlarda güçlü benlik duygusu geliştirilmelidir.

 

-Kilo sorunlarına sebep olan olumsuz düşünce kalıplarından biri korunma ihtiyacındandır.

-Bağımlılık ise, nasıl başa çıkacağınızı bilmediğiniz düşüncelerin uyuşturulmasıdır.

-Hayatın yükleri altında ezilmek ve kan şekeri yükselmesi de ilave size..

-zaten neye yarar ki düşüncesi çaresizlik hissidir..

-Kolon hastalıkları, beni bırakmadır..

 

Kendinizden her kaçtığınızda bu durumlar sizin peşinizden daima gelecektir..

 

Yeni yaşam deneyimimizi ;  ne söylediğimizi ne yaptığımızı, nasıl davrandığımızı ve diğerlerine nasıl tepki verdiğimizi izlememiz konusunda kendimizi eğitmek olarak yapabiliriz..

 

Her şey için kendimizi değiştirmekle işe başlamalıyız.

 

 

 

En hırpalayıcı ve sarsması en zor kök inancımız, kendinin yetersiz olduğuna dair inançtır.

‘’bu aile ,geçmiş, kilo, eğitim, eziklik…ile benim kim ne yapsın ki inancıdır!!

 

 

Der ki; bir insana gösterebileceğiniz en büyük saygı, onu kendisi yapan geçmişi ile sevebilmektir.. tabi bu kendimiz için de geçerli..

 

 

Sevgimle.

Fatoş Baran Solmaz

Diğer Doktor Baran Yazıları