Hendek’te ağaçlar budanıyor
VALİ BALKANLIOĞLU 2.OSB'DE
Püsküllü'nün personel buluşmaları devam ediyor
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Bu yazı 24 Nisan 2017, Pazartesi 08:45:00 tarihinde eklendi. 132 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

*BAĞIMLILIKLAR VE SUÇLANMA* - Doktor Baran

* gerçek ancak onu kendiniz keşfettiğiniz zaman katlanılabilirdir. Fritz Perls
*BAĞIMLILIKLAR VE SUÇLANMA*

-Bağımlı kişilik bozukluğu; erken erişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, esnekliği azaltan, açık yürekli olmaktan uzaklaştıran ve verimliliği düşüren, düzenlilik, eksiksizlik, düşüncelerini ve kişiler arası ilişkilerini denetim altında tutma uğraşlarıyla kendini gösteren bir kişilik bozukluğudur.

Karar vermekte zorlanma: sürekli hata yapmaktan korkarlar.

-Kendini ifade edememe:  herhangi bir şey söylediklerinde anlaşılmayacaklarını düşünüp susarlar. Sonrasında ise ben duygularımı ifade edemem diyerek ortamdan uzaklaşabilirler.

-“Hayır” diyememe: istemedikleri doğrultuda kendilerinden bir şey istendiğinde ya da zorlanıldıklarında karşı koyamazlar, “hayır, yapmak istemiyorum” diyemezler.

 

-Güven eksikliği: Kendilerine güvenmediklerinden ve kendilerini yetersiz gördüklerinden aktiviteleri veya sohbetleri başlatan taraf olmazlar.

-Bir ilişki bittiğinde hemen diğerini arama: Bağımlı kişilik özelliğine sahip kişiler yakınlık kurdukları insanlarla ilişkileri bittiğinde bu duruma tahammül edemezler. Yakın arkadaşlar ve özellikle de duygusal ilişki yaşanan kişilerde bu tahammülsüzlük çok daha şiddetli olur.

-Terk edilme korkusu üzerine sürekli düşünme: Aşırı bağımlı olduğu kişi ile ilişki sürerken aşırı tedirgindirler ve günün büyük çoğunluğunda terk edilecekleri ile ilgili düşüncelerle boğuşurlar. 

-Yalnız kalamazlar: Yalnız iken çaresiz ve sıkıntılı olurlar. Ne yapacaklarını bilemezler ve rutin yapmaları gereken işleri yaparlar. 

Her şeyi  telafi etmek için çabalarlar, haklı yada haksız olmaları çok önemli olmaz. Bazı anlar vardır ki son derece haklı olmalarına rağmen hakarete uğrasalar bile yinede bu durumu kendileri düzeltmesi gerekirmiş gibi yaşarlar. Karşısındaki insanlar ona kaba davransa bile sevildiğini düşünür.

-İlişkilerini devam ettirmek için her türlü koşula katlanırlar.
- İlişkilerinde genelde ödün verirler.
-Kendilerini küçük görürler.

 

Yani insanlara bağlı insanlar olarak yaşarlar….

 

 

"GERÇEK SUÇLULAR NADİREN SUÇLULUK HİSSEDER"

suçluluk duygusunu sıklıkla yaşayan kişilerin bazı belirgin ruhsal duygudurum özellikleri vardır.

 

Bazı durumlarda;   mükemmeliyetçi kişilik özellikleridir. Mükemmeliyetçi kişilik; yaptığı her işte, başladığı her durumda ve söylediği her sözde her zaman doğru ve hatasız olmak ister. Yaptığı bir hata/yanlış durumunda ise kendisini olması gerekenden fazlasıyla suçlar. "Hayır, kesinlikle, hiç yapmamalıydım" inancı hakimdir. Oysaki insanın her koşulda bu kadar hatasız olması mümkün değildir. Önemli olan eğer gerçekten bir hata yapmış olsa dahi bunu fark edebilmesi ve telafi yollarını bulmasıdır.

 

-İnsanın her türlü yaşantısına duygular eşlik eder. Bu duygular da hiçbir zaman tekil bir duygu olmayıp, bir çok duygudan oluşan bir duygu demetidir. Bu duygu demeti içindeki duyguları  ayrıştırabilmek çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte, bunların ayrıştırılması insanın kişilik yapısı ile ilgili önemli ipuçları verir. Aynı durum bir başkasına zarar verecek şekilde hata yapan ya da hata yaptı Pişmanlık ile suçluluk arasındaki en önemli fark özellikle suçluluğun daha fazla süperego (üstbenlik) [halk arasında vicdan)] kökenli olmasıdır. Suçluluk duygusu,  kişinin kendisini kınayan, suçlayan, eleştiren bir iç ses olarak hissedilir. Yalnız üzüntü ve pişmanlık hisseden bir kişiden farklı olarak suçluluk hisseden kişi kendisini değersizleştirir. Yaptıkları yanlışı kendi çerçevesi içinde sınırlı tutmayarak özsaygılarını sarsacak biçimde kendisini eleştirir ve kınar. Pişmanlıkta ise suçluluktan farklı olarak kişi kendisini eleştirse bile, bu eleştiri özsaygısını sarsacak nitelikte değildir.

Suçluluk duygusunu yenebilmek için bazı öneriler:

Güvendiğiniz bir kişi ile yaptığınıza inandığınız hatayı paylaşabilirsiniz.Hatanızı paylaştığınız zaman,belki de yaptığınızın o kadar da korkunç bir şey olmadığını farkedeceksiniz.

Eğer kendine güven sorunları yaşıyorsanız, kendinizin affedilmeye değer bir insan olduğunuzu tamamen anlayıncaya kadar kendine güven konusu üzerinde çalışmanız gerekebilir.

Depresyonunuz varsa bu sorunu çözmeye çalışınız.
Mükemmelliyetçilik ve daima kontrollü olma ihtiyacı, suçluluk duygusunu yenebilmenizin önünde duran en önemli engellerdir. Bu eğilimlerden kurtulmaya çalışınız.

Neden kendinizi suçlu hissettiğinizi anlayamıyorsanız, anılarınızı yazmaya başlayın. Bunun suçluluk duygusunun sebebini bulabilme konusunda çok yararı olacaktır. Sebebi bulursanız kendinize şunu sorun. Kendimi neden affedemiyorum? Kendimi affedebilmek için ne yapmalıyım? Kendimi suçlu hissetmek benim için ne gibi bir amaca hizmet ediyor? Bana ne kazandırıyor..

 

*aslını araştırmadan söylenen kötülüklere hemen inanıvermek; gururla, tembelliğin eseridir. Suçluyu meydana çıkarmak isteriz; ama suçları incelemek zahmetine katlanmak istemeyiz.

François de La Rochefaucauld

 

Fatoş baran Solmaz

 

Diğer Doktor Baran Yazıları