Hendek’te ağaçlar budanıyor
VALİ BALKANLIOĞLU 2.OSB'DE
Püsküllü'nün personel buluşmaları devam ediyor
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJLARI
Bu yazı 15 Mayıs 2017, Pazartesi 12:12:59 tarihinde eklendi. 114 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

EN İYİ YALANI KİM SÖYLER? ’’ MİTOMANİ’’ - Doktor Baran

Yalancının cezası, kendisine inanılmaması değil, onun kimseye inanmamasıdır. BERNARD SHAW
EN İYİ YALANI KİM SÖYLER? ’’ MİTOMANİ’’

-Sabahlara kadar yazsak bitmez değil mi, eminim bir çoğumuz zaman zaman yalana başvurmuştur, ama çocuklukta ama ergenlikte, ama şimdi… Yalan söylemek ne zaman patalojik olur biliyormusunuz?. Yalanlar üstüne yalanlar söylenmeye başladıysa, söylediklerine kendisi de inanıyorsa, kurduğu dünyasında yalanlar her zaman olacaktır, işin kötüsü de bu şekilde yaşanılan birliktekiler de yalanla geçinir beslenir, çünkü doğrular yıkıcı olabilir. Beklentiler yalanla geçiştirilir ve sorunlar daima bugüne taşınır çünkü her şey havada kalmıştır, asla tam olmaz.

 

 Yapılan araştırmalarda yaşantısında bir amacı olmayan gerçek dışı fikirlere ilgi duyan kişilerin bu hastalığa yakalanma riskinin çok daha fazla olduğunu söylüyor.

 

-Yalan Söyleyenlerin Beyin Yapısı Farklı

Yalancıların, kötü duyguların hissedilmesinden sorumlu beyin yapıları, normal insanların beyin yapısından farklı. Belli başlı sinir liflerinin daha fazla bulunması, hastalık derecesinde yalan söyleyenlerin bu ‘’sanatlarını’’ kolayca icra etmelerine izin veriyor. 

 

Hastalık derecesinde yalancı olmayanlarda gri madde veya birbirlerine ak maddeyle bağlı beyin hücreleri yalan söylemeyi kontrol altına almakta. Örneğin otistik çocukların prefrontal korteksinde gri madde oranı ak maddeye kıyasla daha fazla olduğu için bu çocuklar yalan söylemekte zorlanırlar.

 

 Aslında Bu durum kendi içsel süreçleriyle ilgili bir durumdur. Genellikle kendi duygusal ihtiyaçlarına yönelik kurguladıkları yalanları söylerler. Söyledikleri yalanlar doyurulmamış bir ihtiyacın sonucu gibidir. Günlük hayatta karşılaştığımız normal yalanlar bilerek ve isteyerek yanlış bir açıklama yapma eğiliminde olduğumuzda ortaya çıkıyor. Birçok insan genellikle karşısındakinden korktuğu için yalan söylüyor. Kendisini korumak yada oluşabilecek olumsuz durumun sonucundan mümkün olduğunca kaçınabilmek için yalana başvuruyor.

 

*Mitomani ise ruhsal bir problem olarak kabul edilir, çünkü gerçekliğin ötesinde bir değerlendirme ve kurgulama süreci söz konusudur. Aynı zamanda yalanın alışkanlık haline gelmiş bir şekli gibidir.

 

Bazı yalanlar ise kişileri üzmemek için söylenir. Bu tarz yalanlara hoşgörü ile bakıldığı zamanlar da olmuyor değil, örneğin: ailede ölümcül  hasta biri varsa, yalan söylenebiliyor. Hatırlatmak isterim yalan söylerken daha çok çaba gerekir.

 

-Kısaca bahsetmek gerekirse ,insanlar mutlu olmak ister, pek çoğumuz korku, mutsuzluk, acıma, kızgınlık gibi duyguları deneyimlemekten kaçınırız.  Duygular yaşama arzusunu yenebilir.

 

*KENDİ KENDİNE İNANMAYAN HER ZAMAN YALAN SÖYLER*   

 

     Friedrich Nietzsche

 

1978 yılında yüz hareketlerini kodlama sistemini yayınlanmış, -yhks/facial action coding system/ ciddi olarak bilim adamları ve bilgisayar mühendisleri bunu daha da geliştirmişler.

 

Günümüzde bir çok kuruma danışmanlık hizmeti bu konularla alakalı vermekteyiz,  ve ciddi başarılı sonuçlara ulaşmaktayız.

 

Duygusal tetiklenmelerin beynimize nasıl yerleştiğini ve bunları nasıl silebileceğimizi açıklayacak yeterli bilimsel kanıtlar olmasa da, insanların hangi anlarda duygusal olduklarını tahmin edebilmekteyiz. ‘Bu duygulara bağlı yaşanan travmatik anıları ise silebilmekteyiz’..

 

Ne her şey bizi duygulandırır, ne de her zaman duyguyu hissederiz. Duygular gelir ve geçer.

 

Bir an bir duyguyu hissederiz, sonra bir anda bir şey hissetmiyoruz. Bazı insanlar farklı insanlara nazaran daha duygusaldır, ama en duygusal insanların bile duygu hissetmediği anlar vardır.  Bazen duygular ne yapmamız gerektiği konusunda düşünmemize gerek olmadan bizleri önemli olaylara karşı hazırlıklı kılabilir.

 

Bazı zamanlar, geçmişte yaşamımız için önem taşıyan ve sonra bu önemini kaybetmiş meseleler karşısında da duygusal davranabiliyoruz. Otomatik değerlendirme yoluyla tanımlanan şeylere gerekli detayları ekleyip, iletişimimizde bunları yalanlarla süsleyip kendimizi kabul ettirmeye çalışabiliyoruz.

 

En çok yalan ihtiyaç duyduğumuz anlardan biri de terk edilme ve yalnız  kalma –vb-korkusudur.

 

Okul öncesi dönemde birçok çocuğun yalan söyleme alışkanlığı vardır. Bu, bir çok çocukta görülen bir durumdur ve endişelenecek bir durum değildir. Ancak elbette bu dönemde bu konuda verilebilecek doğru bir eğitim çocuğun ilerleyen zamanlarda yalan söyleme alışkanlığı edinmesini önleyecektir.

 

 -örneğin; bana sakın yalan söyleme değil!  Bana doğruyu söylersen seninle daha iyi anlaşabiliriz dili kullanmak gibi…

 

Hissettiğimiz duygunun sesini pek azımız inandırıcı bir şekilde taklit edebiliriz.  Hislerimiz bir şeye karşı içte oluşan duygusal ve heyecansal tepkinin farkında oluşur. Bazen tanımlamakta zorluk çekeriz,  ve açıklayamayız ya çok yükseliriz çarpıntı vs veya çok halsiz bitkin olabiliriz.

 

Özellikle manideyken yani yükseldiğimizde heyecan duyduğumuzda  sözler  verebiliriz,  ve manimiz geçtiğinde sözlerimizi tutamayız, ve ya öfkelenebiliriz bunu da durdurmakta güçlük çekeriz, özellikle öfkelendiğimizde bastırmak için ya yalanlar söyleriz veya kırıp dökeriz şiddet uygulayabiliriz.

 

Bu duygular psikoz halindeyken  çıkar,  ve kontrolü oldukça zordur. Bu durumları kendinizde hissettiğinizde lütfen yardım alın..

 

Bizler mikro ifadelerinizi okuyabiliyoruz, bu sebeple kendinize ne kadar dürüst olursanız alacağınız yardım da o kadar hızlı ve gerçekçi olacaktır. Bu durum başarısızlık duygularınızı ve daha bir çok korkunuzu tetikleyebilir, ancak tekrar düşünmenizi tavsiye ederim.

 

Aristo'ya sormuşlar; -Yalan söylemekle ne kaybederiz? Cevaplamış; -Doğruyu söylediğiniz zaman bile karşınızdakini inandırmayı. »

 

 

 

Mutlu kalın..

 

Fatoş Baran Solmaz

 

drfatosbaran@gmail com 

Diğer Doktor Baran Yazıları