YİNE HİNLİK PEŞİNDESİN
İlçemizin gelmİş geçmiş en büyük SİYASET MÜHENDİSİ her yazısında İnci Başkanı iğneleyecek, eleştirecek, kafasına göre itibarsızlaştırmaya yönelik yeni bir hamle başlattı.
Oysa günümüz ekonomik koşullarında kimse kimseye GÜNAHINI BİE KARŞILIKSIZ vermezken, böylesi bir tesisi ilçeye kazandırmak adına gayretlerde bulunan Rasimpaşa Dernek Başkanı, ve Sakarya AK parti milletvekili Ali İnci'yi tebrik edeceğine, yeri gelmişken şunu da ifade edeyim, (her kimden kaç tl yada mamul alındı ise hepsi kalem kalem arşivde tutuluyor.)
Belli olmaz yarın çıkar bu toplanan yardımların İÇ EDİLDİĞİNİ de yazarsın. Senden her şey beklenir. Yoğun çalışma temposuna rağmen işte böylesi bir hayır kurumunun dernek başkanlığını yapan kişiyi diğer dernek ve iş insanlarına örnek göstereceğine eleştirilerinle küstürüyor, hem haddini aşıyorsun hem de yeni bir nifak tohumundan
medet umuyorsun.
DİŞLİ'DEN İNCİ'YE NÖBET DEĞİŞİMİ
İnci başkan, Rasimpaşa camisinin ilk dernek başkanı eski milletvekili Şaban Dişli'den dernek başkanlığını alması sonrasında, hatırlayalım o dönemlerde kiralık kalemlerin
kamuoyuna yaymaya çalıştıkları algı operasyonlarında, "YAPAMAZ, BAŞARAMAZ" gibi sözlerle eleştiriyorlardı.
BİNANIN İNCİ TARAFINDAN İNŞA EDİLMESİ SENİ NİYE RAHATSIZ EDİYOR?
Karşılarında Ali İnci olduğunun hala idrakına varamayanlar karalama kampanyalarına halen devam etmekte bir beis görmüyorlar. Değil 70 milyon, 170 milyonda oplsa İnci verdiği sözün arkasında hep durmuştur durmaya da devam ediyor. İşte bu duruş nedense SİYASET MÜHENDİSİNİ rahatsız ediyor.
KISSADAN HİSSE HER ŞEYİ ÖZETLİYOR, ANLAYANA, ANLAMAK İSTEYENE...
Uzun lafın kısası diyeyim ve sözlerimi KISSADAN bir hikaye ile bitireyim. Anlamak istersen buradan alacağın dersler vardır, ama yok anlamak istemezsen yine yolunu değiştirmekten imtina etmezsin...
TEK ARZUSU BİR CAMİ İNŞAAT ETMEK
Günün birinde, İstanbul surlarının dibinde 3x2 m2 bir odada hayatını şapka tamirciliği ile idame ettiren yaşlı bir amca Takkeci İbrahim) yaşamaktadır. Kendi karını doyurmaktan aciz bu yaşlı amcanın yaşamında tek bir isteği vardır. Bir cami yaptırmak...
ŞİFRE İKİ SALKIM ÜZÜMDE
Bu fikrini, düşüncesini, arzusunu mahalle komşularıyla, müşterileriyle paylaştığında bunun sadece bir hayal olduğundan bahsederek yaşlı amcaya ifade ederler. Derken bir gece rüya görür. Rüyasında bir melek, ihtiyar amcaya: " senin rızkın Bağdat ilinde bulunan İKİ SALKIM ÜZÜM" de der. Yaşlı amca uyanır, düşünür düşünür bir anlam veremez.
RÜYA TEKRARLANINCA BUNDA BİR HİKMET OLDUĞUNU ANLAR
Ertesi akşam aynı rüyayı, sonraki akşam da aynı rüyayı tekrardan görünce karar verir Bağdat'ın yoluna düşer. Azığını bir torbaya koyar. ( azığı iki dilim kuru ekmektir) Bir kervana katılır ve yorucu bir yolculuktan sonra Bağdat'a varır. Hemen yakınında olan bir hana gider oturur, dinlenirken de azığını çıkartır yemeye başlar. Hancı, kapılardan sığmayan yapısı ile karşısına dikilir, bakar ki yaşlı bir ihtiyar kuru ekmekle karnını doyurmaktadır. Gider kilerden İKİ DİLİM ÜZÜM getirir, yaşlı ihtiyara vererek, " AL BU ÜZÜMÜ EKMEĞİNE KATIK ET " der.
RÜYANIN ŞİFRESİ BAĞDAT'TA BİR HANCIDAN GELİR
Yaşlı amca Takkeci İbrahim rüyasında kendisine söylenen sözü hatırlar. Mesaj gelmiştir çözmek gerek. Hancı yaşlı amcaya sorar: " EY İHTİYAR NERDEN GELİR NEREYE GİDERSİN?" dediğinde ihtiyar gördüğü rüyayı hancıya anlatır. Bu kez hancı başlar anlatmaya: "ey koca ihtiyar bende seninkine benzer bir rüya görmüştüm. Bana da rüyamda melekler; ( İstanbul'da surların dibinde takke tamirciliği ile hayatını idame ettiren yaşlı bir adamın Takkeci ibrahim'in olduğunu, onun kaldığı küçücük odasının altında 2 kazan altın olduğunu söylemelerine rağmen ben Bağdat'tan kalıp İstanbul'a gitmedim. Sense İKİ SALKIM ÜZÜM İÇİN KALKIP BURAYA KADAR GELDİN" dediğinde yaşlı adamın kafasında şimşekler çakar. Rüyasının cevabını burada bulmuştur.
SEN DOĞRU OL ALLAH YOLUNU AÇAR
Zaman kaybetmeden İstanbul'a doğru yollanır. Evine ( barakasına) vardığında gün batmış, hava kararmıştır. Hemen kazma küreğini hazırlar ve kazmaya başlar. Hancının dediği gibi iki kazan altını bulur çıkarır. Sabah olmuş gün ağarmıştır. Hemen işe koyulur ve günümüzde halen içerisinde ibadet yapılan adı da Takkeci ibrahim Ağa camii'dir.
TAKKECİ İBRAHİM AĞA KÜLLİYESİDİR. BAHÇESİNDE DE HASTANE FALAN YOKTUR
NOT: İstanbul'da rüyasında Bağdat'ta rızkını ararken kendi evinin altında altın bulan takkeci ihtiyarın yaptırdığı cami, Zeytinburnu/Topkapı surlarının hemen dışında bulunan Takkeci İbrahim Ağa Camii'dir. 16. yüzyıl sonlarında (1592) inşa edilen bu yapı, Takkeci İbrahim Çavuş Külliyesi olarak da bilinir.
HÜLASA, SİYASET MÜHENDİSİ ŞUNU BİLMELİSİN Kİ ALLAH BAŞARAMAYACAĞI BİR HEDEFİ
HİÇ BİR KULUNA HAYAL BİLE ETTİRMEZ...
*************************************************************************
SİYASET MÜHENDİSİ, İNCİ BAŞKAN BU BİNAYI YAPMAK İÇİN SENDEN İCAZET Mİ ALMALIYDI? PARASININ, TOPLADIĞI YARDIMLARIM KAHYASI SEN MİSİN?
ADAMA DERLER Kİ; SANA NE?
SİYASET MÜHENDİSİNİN KISKANÇLIK VE HUSUMET KOKAN YAZISINDAN BİR PARAGRAF
RASİMPAŞA CAMİSİ DERNEĞİNE GÖKTEN ÇUVALLARLA PARA MI İNDİ?
Hendek İlçe Müftülüğü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, yeni müftülük binasının 70 milyon TL maliyeti olduğunu açıkladı. Müftülükten yapılan açıklamada, Milletvekili Ali İnci'ye ve Rasimpaşa Camii imamına teşekkür edildi.
İlçe Müftülüğünden yapılan bu açıklamayı görünce, kafamız karıştı! Niye karışmasın ki? Senin kafanda 40 tilki dolaşır hiç birinin kuyruğu bir diğerine değmez…
Bir cami derneği neden müftülük binası yapar? diyerek kin ve husumet, kıskançlık kokan yazısına süslü ve yaldızlı sözlerle suçlamalarda bulunmuş.